Detox miti

December 5, 2015

 

Etrafımız detox planları ve yeşil sularla sarıldı!

Online siparişle eve gelenler, internetteki tarifler, Dr. Oz’un yemek yemeye izin veren 48 saatlik detoxu, çorba detoxu derken, daha önceden hayatımızda olmayan bir şey daha eklendi.

 

Gelin detox derken kastedilen nedir, süreç tam olarak nasıl işler öğrenelim. Vücudun kendini nasıl arındırdığını anlamak için önce en sevdiğim organı olan karaciğeri tanıyalım (hm, en sevdiğim ince bağırsak da olabilir şu an karar veremedim). İngilizce’si liver, eski İngilizce’de life yani hayat’tan geliyor. Bedenin arınmadan sorumlu yönetim kurulu üyesi.

 

Detox dediğimiz de aslında vücutta biriken toksini (tam Türkçesi ‘zehir’, ki durumun ciddiyetini anlamak için sanırım daha iyi bir kelime olamaz) dışarı atma olayından başka bir şey değil. Buraya kadar herkes aynı fikirde: vücudu toksinlerden arındırmak faydalıdır! Evet. Şehirde yaşayan herkes, her ne kadar organik beslense de çevresinden aldığı toksinlerden etkilenmektedir. Yine evet. Ayrıldığımız nokta ise bunun ne şekilde yapılacağı. Amacım, karaciğerin işleyişini anlatarak, doğru detox yöntemini bulmak.

 

Karaciğer nasıl çalışır?

 

Karaciğerin karmaşık çalışma sistemini 2 paragrafla anlatmak bu koca organa saygısızlık belki ama zamanınız çok yok, biliyorum.

 

Kan, içindeki zehirle birlikte (ki bu yaşadığınız ortama ve çoğunlukla nasıl beslendiğinize bağlı) karaciğerden geçer, karaciğer de 2 aşamalı bir süreçle bu kanı ‘filtreler’.

 

Bedendeki zehrin çoğu yağda çözünür. İlk aşamada özel bir takım enzimler (meraklısı için adı cytochrome P450), toksinin kimyasal yapısını değiştirir. Bu değişim, toksini suda çözünür ve hayli reaktif hale getirir. Vücuttan atılım için zehrin suda çözünür hale gelmesi önemli, çünkü sonrasinda bunu idrar ve terle atacağız. Bu aşamada oluşan kimyasal tepkime sonucunda serbest radikal salınımı gerçekleşir, bu yüzden vücutta bulunan antioksidanlar burada çok önemli hale gelir. Çünkü, serbest radikallerin sebep olacağı muhtemel zararlara karşı koruma sağlarlar. Bu aşamada bize gerekli olan besinler yağda çözünen A, D ve E vitaminleridir. İşte bu yüzden sağlıklı yağ tüketmek oldukça önemli!

 

İlk aşamada fazlasıyla reaktif hale gelmiş zehirler, ikinci aşamada daha da suda çözünür hale getirilir ki, idrar ve safrayla dışarı atılabilsin. Bunu yapabilmek için de bir önceki aşamada kimyasal yapısını bozduğu zehre ek bir madde katar ve zehri seyreltir. Sülfür içeren yumurta sarısı, taurin ve sistein gibi amino asitler bu ikinci aşamada karaciğerin bu işlemi gerçekleştirmesine yardımcı olurlar. Karaciğerdeki bu ikinci aşamanın herhangi bir sebepten sekteye uğraması, vücudu öncekinden belki de daha güçlü zehirlerle başbaşa bırakabilir.


 

Yani, siz yeşil sebze suyu içseniz de, lahana çorbası diyeti yapsanız da, yapmasınız da, karaciğeriniz sürekli detox halinde. Burada yapabileceğimiz tek şey karaciğere yardım etmek, hiç olmadı yoluna taş koymamak. Bazen insanlık olarak kendimizi çok önemsiyoruz ve bizi milyon yıllar öncesinden bugünlere taşımış vücut sistemimizi hafife alıyoruz gibi geliyor. Merak etmeyin, vücut kendi işini bizden daha iyi biliyor.

 

Şimdi, vücudun kendini sürekli arındırdığını öğrendiğimize göre, detoxa yeni bir çift gözle bakalım. Yani, arınma işlemini 3-5 günlük bir hadise olmaktan çıkarıp, bir hayat tarzı haline getirelim. İnanın bana hiç zor değil çünkü herhangi bir diyete girmenize gerek yok. Sadece tercihleri değiştirmek yeterli. Bunu hayat tarzı haline getirmenin 2 yolu var:

 

1- Karaciğerin işlevini yerine getirmesini engelleyen maddeleri vücudun dışında tutalım, bir diğer deyişle, vücuda ek zehir yüklemeyelim. Yani, şu gıdaları ve maddeleri hayatımızdan çıkaralım / azaltalım:

 

Alkol: Karaciğerde direk zehir olarak tanımlanır ve yine bu organda acid aldehyde’e dönüştürülür. Çok içtikten sonraki sabah baş ağrınızın sebebi, vücuttan tam olarak atılamamış acid aldehyde’dir.

 

Sentetik maddeler: Çeşitli hastalıklar için aldığımız ilaçlar, yiyeceklerden aldığımız böcek ilaçları, ciltten emilen maddeler yani kullandığımız şampuan, duş jelleri, kremler.

 

Şeker ve yağda kızartılmış yiyecekler: Rafine şekerin her türlüsü ve sature yağda yüksek ısıda kızarmış yiyecekler.

 

2- Karaciğerin arınma sürecine yardım edelim:

 

Sağlıklı yağları arttıralım: Hindistan cevizi, avokado, balık yağı, yumurta sarısı, serbest gezmiş hayvanlarda bulunan yağlar.

 

Kemik suyunda bulunan jelatin: Kemik suyunun faydaları saymakla bitmiyor ama kemik suyu içinde bulunan jelatinin içinde bulunan prolin ve glisin, karaciğerin bizzat arınma sürecinde kullandığı amino asitlerden. Vücut bu amino asitleri kendisi de yapabiliyor ama çok sevgili karaciğer, dışardan ek olarak gelen bu güzel besinlere asla hayır demez.

 

Egzersiz: Toksinlerin vücutta daha kolayca hareket edip karaciğere daha rahat ulaşması için hareket şart. Hatta, bir araştırmada kafeslerinden çarkları kaldırılan obez farelerin, 1 haftalık egzersiz yoksunluklarından sonra karaciğerlerinde yağlanma görülmüş. Kaynağa buradan ulaşabilirsiniz.

 

Stres azaltımı: Stres oranınız yükseldiğinde, karaciğer detox faaliyetine odaklanamaz. Çünkü sempatik sinir sistemi aktive olur ve vücudun kaynakları dinlenme/sindirme modundan çıkıp savaş/kaç moduna girer. Bu da vücudun kaynaklarının iç organlara değil, kol ve bacaklara yönlenmesine sebep olur. Karaciğere giden enerji azalınca, arındırma kapasitesi düşer.

 

 

Sonuç:

Juice (ya da yesil sebze suyu) içmeyin demiyorum, kesinlikle için. Ama bunun vücudunuzu toksinlerden arındırdığını düşünerek yapmayın. 3 günlük kür halinde sadece sebze suları tüketmek, sindirim sisteminiz için faydalı olabilir. Çünkü vücudun en çok enerji alan işlevlerinden biri olan sindirimi minimuma indirip, bu sistemin dinlenmesini sağlar. Tatile çıkmak herkese olduğu gibi sindirim sistemine de iyi gelir. Ancak ‘oh ne güzel toksinlerimden arındım bak enerjim yükseldi’ maalesef yanlış bir kanı. 3 gün (ya da daha fazla süren) kürler, uzun zamandır işlenmiş gıdalarla beslenen (yani sıklıkla pizza, makarna, hamburger yiyip alkol ve kafein alan) kişilerde sistemi ‘yeniden başlatmak’ için iyi bir çözüm olabilir. Zira bu 3 gün boyunca nefsinizi kontrol etmeyi deneyimler ve tad alma alıcılarınızın sebzelerin tadlarına alışmasını sağlar. Beyniniz, sebzelerle beslenmeyi, gelen hafifleme hissiyle birleştirerek sağlıklı beslenmenin sizin için iyi olduğu yönünde yeni inançlar geliştirir. Yeşil sebze tüketmenin hiç bir türlüsü kötü olmadığı gibi juicing de kötü degil. Ama ne amaçla yaptığımızı bilmek önemli.

 

Bir sonraki posta kadar sağlıkla kalın.



 

Please reload

Please reload