D Vitamini ve Mutluluk

January 12, 2016

 

 

 

Geçtiğimiz aydan beri bana tuhaf bir şeyler olmaya başladı. Uzun süredir hiç olmayacak şeylere aniden öfkeleniyordum (karaciğer dengemde sıkıntı olmuş). Sonrasında hiç sebepsiz yere yorgunluk, aşırı halsizlik, mutsuzluk haline girdim (ne? depresyon mu dedin??). Hayır depresyonda olmadığımı biliyordum, vücudun serotoninin %80’nin ince bağırsaktan salgılandığını bilen biri olarak derdimin bağırsaklardan çözüleceğini biliyordum ama o işi zaten çözüyorduk. Neyse, geçenlerde, 40 dakikadır Dolmabahçe tünelinde tıkılı kalmış olmama rağmen ‘keskin viraj’ tabelasını görüp ‘yaaarim keskin viraaaaj’ diye şarkılar söyleyip kıkırdamalar mı dersiniz, sadece abimin yapabileceği en rezil şakaları tekrarlayıp gülmeler mi, vay efendim 10 sene önce Rida’yla olmuş bir şeyi hatırlayıp kahkahalar mı… Ne ararsan var ama içimde festivaller kopuyor durumunda da değilim. Sadece hayat komik, her şey komik ve ben gülmek için beklemiyordum. Şu an yazarken bile size fıkra anlatasım geliyor, yapsam amma komik olur diyip gülüyorum hatta. Bazen gerçekten içimde serotoninler çağlıyor.

 

Peki neden böyle oldu?

 

Depresyona girince 'neden girdim, benim travmam da yok ki, yoksa bağırsağım mı acaba' diyorum da, mutlu olunca neden araştırmıyorum dedim. Araştırdım. Sebebi D vitamini çıktı.

 

D vitamini kemiklerin sağlıklı gelişimi için çok önemli, bağışıklık sisteminin doğru çalışmasını sağlıyor ve yapılan son araştırmalar belirli kanser türlerinden koruduğunu gösteriyor. Bunun dışında yeni araştırmalar D vitamini ve ruh hali üzerine güzel bağlantılar kuruyor.

 

D vitamini yağda çözünen vitaminlerden ve artık bir hormon olarak tanımlanmaya başladı. Beslenme ya da güneş yoluyla vücuda alınan D vitamini karaciğer ve böbreklerde aktif bir hormon şekline getiriliyor. Bu hormon haline gelmiş madde de kalsiyum emilimini gerçekleştiriyor ve sağlıklı kemikler, dişler ve kasların yapımına yardımcı oluyor.

 

Bu bilinen rolünün dışında D vitamini bağışıklık sistemini düzenleyen ve serotonin gibi nörotransmitterlerın salınımını sağlayan genleri aktive ediyor (Merhaba mutluluk!). Ayrıca araştırmacılar D vitamini alıcılarının beyinde, depresyonu etkileyen bölgelerde bulunduğunu farketmişler. D vitamini orada kullanılmayacaktıysa neden alıcısı olsun değil mi sevgili okurlar?

 

Bu yüzden özellikle Amerika’da bir çok psikiyatrist hastalarının D vitamini seviyesini ölçmeye başladı. Geçmişte 20 ng/mL normal kabul edilirken artık yetersiz seviyede görülüyor. İdeal seviyenin ise 50-80 ng/mL olması gerektiği kabul edilmeye başlandı.

 

D vitamininin ruh halinizi iyiye doğru götüreceği aşikar, ancak depresyonun tek çözümü tabii ki de değil. Küçük ama çok kritik bir önemi var mutluluğumuz üzerinde. Bu yüzden bir çok terapist depresyon tedavisinin olmazsa olmazlarından sayıyor D vitaminini.

 

D vitamini kaynakları nelerdir, nasıl alalım ve hangi aşamada zararlı olur?

 

 

D vitamininin en bilinen kaynağı güneş. Bir de takviye şeklinde alınabiliyor. Bunun dışında yiyeceklerden yeterli seviyede D vitamini almak mümkün değil. Ancak güneşin zararlı ışınları sebebiyle her mantıklı insan gibi güneşten koruyucu kremler kullanıyorsanız D vitamini üretmek mümkün olmuyor. Aynı zamanda vücudunuzun çıplak bir şekilde ultraviyole B ışınların maruz kalması gerekiyor gerekli D vitaminini alabilmek için. Yani bu vitamini güneşten almak isterseniz öğlen saatlerine yakın bir zamanda çok açık tenli kişiler için 15 dakika, daha koyu tenliler için yarım saat tüm vücudu güneşe maruz bırakarak almak mümkün. Amerikan D Vitamini Konseyi, cildinizin güneşten pembeleşmesi için gereken sürenin yarısını günlük olarak güneş altında geçirmeyi tavsiye ediyor. Bu da cilt tonunuza göre değişkenlik gösterir. Bir de vücudunuzda ne kadar çok alanı güneşe maruz bırakırsanız o kadar çok vitamin üretilir.

 

Güneşi bu şekilde almanın mümkün olmadığı durumlarda ise D vitamini takviyesi şart. Genellikle doktorun önerisi ampul şeklinde 3 ayda bir D vitamini almak ama kendi deneyimim ve etrafımda gördüklerim bunun çok da etkili olmadığı yönünde. Aynı zamanda ampul şeklinde alınan D vitamini dozu Amerikan D Vitamini Konseyi'nin toksik olarak nitelendirdiği bir dozda. Bu yüzden D vitamini seviyeniz istediğiniz aralığa gelene kadar günlük olarak bebekler için damla şeklinde verilen D vitaminini kullanmak mümkün. Tüm eczanelerde var ve çok ucuz!

 

Takviye almanıza rağmen D vitamini seviyeniz yükselmiyorsa emilimle ilgili sorunlar olduğu anlamına gelebilir. D vitamini yağda çözünen bir vitamin olduğu için sağlıklı yağlar yönünden zengin beslenmek çok önemli. Yani en büyük öğününüz sonrasında D vitamini almak emilimini artırır. D vitamini emilimini artırmanın bir başka yolu da boron, K vitamini, çinko ve A vitaminini almak. Boronu badem, elma, fındık, hurma ve avokadodan alabilirsiniz. Fesleğen, karalahana, ıspanak ve kuşkonmaz da K vitamini yönünden zengin. Yani bir kez daha dengeli ve çeşitli gıdalardan beslenmenin önemini anlamış oluyoruz. Bazı ilaçlar ise D vitamini emilimini azaltır. Mide yanması için alınan ilaçlar (antasitler), kolesterol düşürücüler bunlardan bazıları.

 

Bunun dışında bazı faktörler de D vitamini emilimini engeller. Bunlar:

  • Yaşlandıkça gün ışığından daha az D vitamini yapılır ve böbrekler D vitaminini aktif formuna çevirme konusunda daha az etkin çalışırlar

  • Crohn’s ya da çölyak hastalarında D vitamini emilimi azalır

  • Obez kişilerde vücutta bulunan yağ D vitaminini kendine bağlayarak kana karışmasını engeller

1 günde 300.000 IU ya da 3 ay boyunca günde 10.000 IU seviyesinde D vitamini almak zehirlenmeye yol açacağından doktorunuzla konuşup, D vitamini takviyesine başlamanızı tavsiye ederim.

 

 

Yeni yılda hep birlikte mutluluğa koşmak için, D vitamininiz üzerinde çalışmanız dileğiyle!

 

 

Araştırmaları da şu linklerden ulaşabilirsiniz:

Hollanda’da 65 yaş üstü 1282 kişide yapılan bir araştırmada, D vitamini düşüklüğü ve depresyon belirtileri ve şiddeti üzerine bir bağlantı bulunmuş: http://archpsyc.jamanetwork.com/article.aspx?articleid=482702

 

21-70 yaş aralığında 441 kişiyle yapılan başka bir araştırmanın sonuçlarına buradan ulaşabilirsiniz:

 

http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1365-2796.2008.02008.x/full

 

Bir çok farklı araştırmayı bir arada değerlendiren meta analize de buradan ulaşabilirsiniz: http://bjp.rcpsych.org/content/202/2/100.short


 

Please reload

Please reload