Aile Kültürü ve Yeme Alışkanlıkları

Bayram tatilimize bayramın son günü çıkınca, geçen hafta size mail atamadım. Bu hafta da neredeyse atamayacaktım ki, sizden gelen güzel geri bildirimleri hatırlayıp ‘Atmam lazım!’ dedim ve işte buradayız.

Altın değerinde bir bilimsel makaleye denk geldim geçen hafta. Gözlerimi kocaman açarak okudum ki aman hiç bir ayrıntısı kaçmasın:) Türkçe’sini mümkün olduğunca aslına sadık kalarak çevirmeye çalıştım ki, yanlış anlaşılmalar olmasın.

Konumuz küçükken ailede oluşturulan yemekle olan ilişkimizin, yeme davranışımıza etkisi. Büyüyen obezite problemi sebebiyle araştırmacılar aile ve sosyal etmenlerin çocukların yeme alışkanlıklarına nasıl etki ettiğini araştırmaya başlamışlar. Çocuğunuz yoksa ‘beni ilgilendirmiyor’ diye düşünebilirsiniz, ama size çocukken nasıl davranıldığı, yetişkin olduğunuzda geliştirdiğiniz yeme davranışlarınız üzerinde çok etkili. Yani, doymanıza rağmen tabağınızdakini bitirmeye çalışıyorsanız, küçükken size nasıl davranıldığına bakmak bir kapı açabilir. Kısacası, ben bu makaleyi okurken, ‘çocuklar’ denen yerleri ‘yetişkinler’ kelimesiyle değiştirdiğimde hala mantıklı oldu:)

Bir çok farklı araştırmayı inceleyerek yazılmış makalenin başlıklarına bakalım:

Çocuklar sevmedikleri yiyecekleri yemezler.

Çocukluk çağı hangi yemekleri sevip sevmediğimizle ilgili hassas bir zamandır. Çocuklukta gelişen alışkanlıklar genellikle sabit kalır ve yetişkinlikteki yeme tercihlerini etkilerler.

Bu kısmı benim için korkunç çünkü küçükken en sevdiğim şeyin salçalı ekmek olduğunu düşününce ve ıspanağın nasıl dişimi kamaştırdığını hatırlayınca 30 yaşıma kadar neden kötü beslendiğimi çok net anladım. Ancak sebze sevmeyen çocuklar için çözüm mümkün olduğunca sebze/meyveye maruz bırakmak (exposure). Zaten ‘bizim çocuk yemez’ diyerek sebze yemeği yapmaktan kaçınan ya da kendi başka yemek yerken çocuğa ‘çocuk menüsü’ hazırlayan ebeveynler, yapmayın, kendinizi yormayın. Araştırmalar demiş ki, çocuk yemese de ona sebze/meyve sunmak, zamanla sunulan yiyeceği sevmesine sebep olur.

Annenin yeme tercihleri çocuğu etkiler. Genelde anne ve çocuğun aynı tarz yiyeceklerden hoşlanır.

Sürekli diyette olan annelerin kızlarının diyet yapma olasılığı yüksek.

Bir süredir hem kendim hem de annelik rolünü yeni almış danışanlarımdan duyduğum bir cümle var: çocuğuma yeme konusunda iyi bir örnek olmak istiyorum. Bu yüzden yemekle ilişkisini düzeltmek isteyen kadınlarla çalışmak benim için daha da önem arz ediyor. Çünkü anneler, çocuklarına bu anlamda en büyük örnek. Sürekli yemeklerle çekişen, ölçen, tartan, yediklerinden pişmanlık duyduğunu, yedikleri yüzünden ekstra efor sarf etmesi gerektiğini ifade eden anneler, çocuklarına yemekle ilgili hep bir mücadele olması gerektiğini anlatıyorlar aslında.

Evde sebze meyve bulunması, çocukların bunu yeme ihtimalini artırıyor.

Daha da güzeli, bu meyve ve sebzelerin çocukların ana-babadan istemesine gerek kalmadan kendisinin ulaşabileceği bir yerde ve de temizlenmiş ve hazırlanmış bir halde bulunması, yenme ihtimalini daha da artırıyor. Yani, dolapta havuç bulunması güzel ama havuçları soyup keserek çocuğun ulaşabileceği bir yere koyduğunuzda yeme ihtimali daha da artıyor. Düşününce bu yetişkinler için de aynı şekilde değil mi? Dolapta yıkanmış kurutulmuş yeşillik bulunduğunda, uzun bir günün sonunda, kendinize güzel bir salata hazırlama ihtimaliniz sizce de artmıyor mu?

Küçükken tabağındakini bitireceksin şartı konan çocuklar, kendi tokluk sinyallerini görmezden gelmeye alışıyorlar.

Yani, duygusal yeme grubunda hep üzerinde çalıştığımız ‘açlık ve tokluk sinyallerini anlama’ kısmı da çocukluktan başlıyor. Kendi tokluk sinyallerini görmezden gelmeye alışmış çocuklar, ileride, doymuş olmalarına rağmen, sırf görev bilinciyle tabağını bitiren insanlara dönüşmelerine sebep oluyor. Ki porsiyonların son yıllarda ne kadar büyüdüğünü düşünürsek, istenmeyen kiloların sebeplerinden birinin bu olduğunu görebiliriz.

Çocuklar, yasaklı bir yiyeceğe denk geldiklerinde, tok olmalarına rağmen yemek istiyorlar.

Duygusal beslenme grubunda konuştuğumuz başka bir önemli konu da yasaklı yiyeceklerin olmaması. Çünkü yasaklanan bir yiyeceği çocuklar da yetişkinler de daha çok ister. Grup çalışmasıyla yetişkinlerde amaçladığımız şey, bir şeyi yasak olduğu için yememeleri değil. Opsiyonlar içinden kendilerine iyi geleni seçmeyi öğrenmelerini sağlamak. Aynı şeyi çocuklar için de yapsak nefis olmaz mı?

Ve son olarak da, beni en çok şaşırtanı, belirli bir yiyeceği yemesi teşvik edilen çocuklar, o yiyeceğe karşı antipati geliştiriyorlar! Yani ‘a ama bak brokoli ne kadar da sağlıklı!’ demiyoruz bundan sonra çocuklara:)

Kısacası, çocukları yemek konusunda zorlamayın. Ama belki daha da önemlisi, onlara örnek olduğunuzu unutmayın. İyi bir örnek olabilmek de yemekle ilişkinizi ihtiyaç varsa daha sağlıklı bir yere çekmek!

Sağlık ve sevgiyle kalın,

Pınar.