• Pinar Taskinlar

Bütün Yasakları Yasakla

Bu hafta, beni ve bir çok Duygusal Yeme Grubu katılımcısını kurtarmış ve fazla yemesini engellemiş olan bir kuraldan bahsetmek istiyorum. 22 Eylül’de başlayan Duygusal Yeme Programı’nın bir haftası bu konuya ayrılıyor. Konuyla ilgili detaylı bilgi almak isterseniz bu linkten ulaşabilirsiniz.  Şimdiye kadar beslenmeyle ilgili duyduğum en özgürleştirici kural: Yasaklı yiyecek yoktur. Sezgisel Beslenme yönteminin 2. kuralı kendisi. Bu kural, özünde, aç olduğunuzda dilediğiniz her şeyi yiyebilme izni veriyor.  Hayatınızı diyet yaparak geçirdiyseniz, bu kural size mantıksız ve korkutucu gelebilir. Çünkü neyi ne zaman nasıl yiyeceğiniz şimdiye kadar sizi bedeniniz üzerinde kontrol sahibi yapmışken, birden tüm yasakların ortadan kalkması kontrolsüzlük duygusunu ortaya çıkarabilir. Kontrolsüz kalınca da sanki tartıdaki rakam kontrolsüzce yukarı çıkacakmış gibi gelebilir. Bu durumda güzel bir nefes almanızı isteyeceğim.  Yasaklı yiyecekler kavramını anlatırken, yasaklamanın psikolojisinden bahsetmek çok yardımcı oluyor. Kendinize bir şeyi yasakladığınızı söylerseniz ne olur? Yasaklı şeyi istersiniz! Bu kural, özellikle yiyeceklerde kendini çok gösterir. Bir şeyi kendinizi yasakladığınız zaman, yasaklı şeyi her zamankinden fazla istersiniz. Ve maalesef kendinizi bu yasaklı yiyeceği yerken bulursunuz ve normalden belki de daha fazla yersiniz. Bu kısıtlama ve sonrasında fazlasıyla tüketme durumuna deprivation-binge cycle (mahrum bırakma-tıkanırcasına yeme) döngüsü denir.  En son kendinize yasakladığınız şeyi yerken hatırlayın. Genellikle senaryolar şöyle olur; yasaklı yiyeceğinizi yersiniz, hatta normalden fazla yersiniz çünkü kendinize bir daha bunu yemeyeceğinizi söylersiniz içinizden. O kadar hızlı yersiniz ki, sanki kendinizden bile kaçsın istersiniz. Yemeniz bitince suçluluk gelir ve kendinizi kötü hissetmeye başlarsınız. Sonra da yattı balık yan gider mantığıyla kendinize yasakladığınız diğer şeyleri yersiniz ve bu döngü böyle sürer gider. Yasaklı yiyecekleri yemenin getirdiği stres biyolojik olarak yeme isteğini tetiklediği gibi, size hizmet etmeyen düşünce ve davranışlara da sebep olur. Bu zamanlarda muhakeme yeteneğiniz, iyi karar verme yetiniz ciddi anlamda zarar görmüştür. Bu yüzden de tıkanırcasına yeme (binge) davranışı yasaklı yiyecekleri yedikten sonra gelir. Bu davranışı sona erdirmenin kilit noktası, yiyeceklerle olan ilişkinizi yasaklı ve korku dolu bir noktadan alıp, güvenli ve izin veren bir noktaya doğru değiştirmektir. Farkındalık pratiği, bu değişimi yaparken size yardımcı olur. Farkındalık pratiği sayesinde rahatlayarak, yasaklı yiyeceklerinize, abartılı bir şekilde yemeden yaklaşabilirsiniz. Farkındalık pratiği ile önünüze gelen yiyecekleri değerlendirip, tadarak ve yavaş yavaş yiyerek tatmin olduğunuz anda durabilir hale gelirsiniz.  Yani evet yasaklı yiyecek yok ama, bunları da belirli bir çerçeve içinde yemek var diyebiliriz. Bu çerçeve de 3 kural ile çiziliyor:  1- Yasaklı Yiyecek Yok 2- Doğru Miktarda Yemek 3- Yiyeceklerle İlgili Tetikleyicileri Bulmak Başlık olarak konunca biraz anlamsız ama bir mailingde anlatmak için de fazla geniş bir konu. Konuyla ilgili bilgilenmek isterseniz Lynn Rossy - The Mindfulness Based Eating Solution ya da E. Tribole -  Intuitive Eatingkitaplarına başvurabilir, benimle iletişime geçebilir ya da Duygusal Yeme Programı’na katılabilirsiniz.  Hepinize özgür günler dileklerimle,  Pınar.  



13 views

Recent Posts

See All

Ağzımızın Tadı Bozulmasın!

Türk TV tarihinde duyulmuş en bilgece cümle bence bu: aman ağzımın tadı bozulmasın Ali Rıza Bey! Neden mi? Çünkü araştırmalar gösteriyor ki canınız sıkılınca gerçekten de ağzınızın tadı bozuluyor ve a

Duygular 101

Bu kadar terapiye gittim, dünyanın farklı yerlerinden şifacılarla çalıştım ama bir itirafım var: bir duyguyu ifade etmenin gücüne inanmazdım. Neyse ki geçmiş zamandan konuşuyorum, çünkü artık inanıyor